Skip to main content

Documentarist 14. İstanbul Belgesel Günleri’nin Johan van der Keuken Yeni Yetenek Ödülü “Mimaroğlu” adlı belgesele verildi. “Patrida” ve “Gurbet Artık Bir Ev” ise Jüri Özel Ödülü’ne değer görüldü. 6-11 Temmuz’da mekânlarda gerçekleşen festivalin FIPRESCI Jürisi ise Eleştirmenler Ödülü’nü Paraguay filmi “Güneş Hariç Hiçbir Şey” filmine verdi.

11 Temmuz Pazar günü sona eren Documentarist 14. İstanbul Belgesel Günleri’nde ödüller açıklandı. Yarışmasız festivalde birinci ve ikinci filmlere verilen Johan van der Keuken Yeni Yetenek Ödülü’nü bu sene Serdar Kökçeoğlu‘nun “Mimaroğlu” adlı belgeseli kazandı. Tarabya Kültür Akademisi sanat yönetmeni Pia Entenmann, yapımcı Armağan Lale, sinema yazarı Ayça Çiftçi, müzik yazarı akademisyen Feyzi Erçin ve belgesel yönetmeni Ardin Diren‘den oluşan JvdK Yeni Yetenek Ödülü jürisi, Ayça Damgacı ve Tümay Göktepe‘nin “Patrida” ile Pınar Öğrenci‘nin “Gurbet Artık Bir Ev” adlı filmlerine ise Jüri Özel Ödülü verdi.

Mimaroğlu” filmini “Bir sanatçının görsel ve işitsel üslubunu hem benimseyip koruyarak ama hem de bugüne taşıyıp dönüştürerek belgesel sanatının estetik imkânlarını yaratıcı bir şekilde araştırdığı için” ödüle layık gören jüri, “Patrida”ya “Bir aile hikâyesinin izini sürerken geçmişi bugünle, kişisel olanı toplumsal olanla buluşturduğu ve farklı zamanlarda farklı coğrafyalarda yaşanan göç deneyimlerini birbiriyle diyaloğa sokarak filmin hikâyesini başarıyla çok katmanlı bir hale getirdiği için”, “Gurbet Artık Bir Ev”e ise “Türkiye’den Almanya’ya yaşanan işçi göçünün 60. yılında dönüp geçmişe bakarken farklı sesleri buluşturan bir yapıyla kadın deneyimlerine odaklandığı ve aynı zamanda durağan görüntüleri sinematik kılmanın yaratıcı yöntemlerini geliştirdiği için” Jüri Özel Ödülü verme kararı aldı.

Maricke Nieuwdorp (Hollanda), Nadia Meflah (Fransa) ve Ahmet Gürata‘dan (Türkiye) oluşan FIPRESCI jürisi ise Paraguaylı yönetmen Arami Ullón‘un yönettiği “Güneş Hariç Hiçbir Şey” (Nothing But The Sun) adlı belgeselini Eleştirmenler Ödülü’ne değer buldu. Jüri ödülünü şu şekilde gerekçelendirdi: “Sabırla örülmüş bu filmde, hikâyenin yerini bütün bir dünya alıyor, karakterlerin melankolisini bizlere şarkılar taşıyor. Yönetmen, kapitalizm virüsünün en büyük tehdit haline geldiği günümüze dair güçlü bir siyasi mesaja sahip bir film sunuyor bizlere. Ele aldığı soykırıma varan sömürgecilik trajedisine karşın, şiirsel ve aydınlık bir film bu.”

3-9 Temmuz’da izlemeye açılan çevrimiçi bölümün ardından, 6-11 Temmuz’da Pera Müzesi, Fransız Kültür Merkezi ve Arter‘de fiziki gösterimleri yapan Documentarist 14. İstanbul Belgesel Günleri, Hollanda Kraliyeti, İsveç Başkonsolosluğu, İsviçre Başkonsolsoluğu, Goethe Enstitüsü, Portekiz Elçiliği ve Fransız Kültür Merkezi’nin desteği, Pera Müzesi, Arter, Aynalı Geçit, Sahneport.com, Avam Kahvesi, Bova ve Zeytuna’nın işbirliği gerçekleşti.

Leave a Reply