 |
YERLİ BELGESELLERİN DÜNYA TURU |
Ekim ayında, Antalya Film Festivali kapsamında hatırı sayılır miktarda belgesel seyirciyle buluşurken, bir çok yerli film de dünya festivallerini dolaşacak. Son bir yılın ürünü olan filmler, ay boyunca Japonya’dan Portekiz’e, Birleşik Arap Emirlikleri'nden Romanya'ya kadar pek çok festivale konuk olacak.
Hem kurmaca hem de belgesel film festivallerinin gediklisi haline gelen “İki Dil Bir Bavul”, 8-17 Ekim’de Abu Dhabi’de gerçekleşen Uluslararası Ortadoğu Film Festivali’nde belgesel bölümünde yarışıyor. 26 Eylül–4 Ekim tarihleri arasında Arad kentinde düzenlenen Romanya Uluslararası Film Festivali’nin (Ro-IFF) CineBlackSea başlıklı yarışma bölümünde belgesel dalında Türkiye’den yine “İki Dil Bir Bavul” ve “Lilit’in Kızkardeşleri” yer alıyor. “Son Mevsim: Şavaklar”, hem Ekim ayının önemli belgesel buluşmalarından DocLisboa’da hem de Montpellier Akdeniz Filmleri Festivali'nin belgesel bölümünde yarışacak. “Şairin Ölümü” ise Japonya’nın en büyük belgesel festivali olan Yamagata’da (8-15 Ekim) Yeni Asya Rüzgârları bölümünde sunulacak. Romanya'nın Sibiu kentinde 26 Ekim -1 Kasım 2009 tarihlerinden düzenlenen Astra Film Festivali ise, bu sene Türkiye belgesellerine özel bölüm ayırdı. "Bilinmeyen Komşu: Türkiye" başlığını taşıyan bölümde Alman yapımı "Bastion of Sin" ile birlikte Türkiye’den dört film yer alıyor: "Adakale", "Alethea", "Lilit'in Kızkardeşleri” ve "Son Kumsal".

 |
İKİ BELGESEL, İKİ ÖDÜL |
Melis Birder'in "Ziyaretçiler" adlı filmi, New York'ta düzenlenen 13. Urbanworld Film Festivali'nde uzun metrajlı belgesel dalında Özel Mansiyon ödülü kazandı. Orhan Eskiköy ve Özgür Doğan'ın yönettiği "İki Dil Bir Bavul" ise Romanya Uluslararası Film Festivali'nde CineBlackSea yarışmasında En İyi Belgesel seçildi. "İki Dil Bir Bavul", Altın Portakal için yarışacağı Antalya Film Festivali'nin hemen ardından 23 Ekim'de 23 kopyayla gösterime çıkıyor.

 |
IDFA'NIN ELİ KULAĞINDA |
Bu sene 19-29 Kasım'da gerçekleşecek olan, belgesel sektörünün en büyük buluşması Uluslararası Amsterdam Belgesel Festivali IDFA'nın açılış filmi belirlendi: Dariusz Jablonski'nin ülkesi Polonya'da büyük ilgi gören belgeseli "War Games". Film, soğuk savaş döneminde CIA adına casusluk yapan bir albayın hikâyesini anlatıyor. IDFA'nın bu seneki onur konuğu ise Eyal Sivan. Muhalif filmleriyle tanınan İsrailli belgeselci, festivalin geleneksel En İyi 10 Film (Top 10) seçkisini de belirledi. Ayrıca bir masterclass verecek olan Sivan'ın sinema tarihinden yaptığı 10 filmlik seçki için: >>>

 |
SİNEMACILARA HAPİS VE GÖZDAĞI |
İran'da sinemacılara uygulanan baskılar giderek katmerleniyor. Belgeselci Mohammad Ehsani 13 aylık tutsaklıktan sonra salıverilirken, 21 Haziran’dan beri tutuklu bulunan, İran'ın en önemli belgeselcilerinden Maziar Bahari halen hapiste. Bahari 2007 yılında IDFA'nın onur konuğuydu. Bahman Ghobadi de annesini ziyaret amacıyla ülkesine gittiği Haziran ayında bir hafta gözaltında tutulmuştu.

 |
"APTALLIK ÇAĞI": FİLMİN PERDE ARKASI |
Son yılların en iddialı belgesellerinden biri, Franny Armstrong’un yönettiği “Aptallık Çağı” (The Age of Stupid), 21-22 Eylül tarihlerinde yapılan bir “global gala” ile aynı anda 32 ülkede birden gösterildi. Bilim-kurgu esprisi üzerinden küresel ısınmanın dramatik sonuçlarını ele alan filmin BM Genel Kurulu’nun iklimle ilgili oturumu arifesinde New York’ta yapılan galası, uydu yayını ile dünyanın dört bir yanındaki salonlara taşındı. Kofi Annan başta olmak üzere pek çok ünlünün katıldığı galada, güneş enerjisiyle işletilen salondaki gösterime bisiklet ya da elektrikli arabalarıyla gelen konuklar, yeşil halı üzerinde yürüdü! Etkinliğin her aşamasında geri dönüşümlü ürünler ve 'çevre dostu' markalar kullanıldı. Dev bir “halkla ilişkiler” kampanyasına dönüştürülen galanın ardından film dünyanın pek çok ülkesinde gösterime girdi. Türkiye'de ise, Greenpeace'in desteğiyle 10 Ekim'den itibaren Beşiktaş Kültür Merkezi'nde (BKM) gösterilecek.
Filmin yapım süreciyle ilgili bir 'perde-arkası' belgeseli (İng.) şuradan izlenebilir: >>>

 |
SEN MİSİN, KAMERA ÖNÜNDEN GEÇEN! |
“Olay bir kaç ay önce Havana sokaklarında cereyan ediyor. Bir müzik belgeseli için röportaj çekimi yapılırken, oradan geçen Pánfilo adlı bir adam ‘kafa bir milyon’ vaziyette kameranın önüne fırlayıp ‘Jama! Jama!’ diye bağırıyor. ‘Jama’, Küba argosunda ‘ekmek, yemek’ anlamına geliyor... Bu kısa görüntü tez elden youtube’a düşüyor ve yüzbinlerce kişi tarafından tıklanıyor...”
Documentarist, Küba'dan bildiriyor:
>>>
|